Ayra

Desperate Websites..

Bugün iş arkadaşlarımla tam da bir projenin kaba hatlarını bitirdiğimizi kutladığımız yemekteyken, birden bir telefon geldi ve izlesene.com'un kapatıldığını söyledi karşı taraf.
Gökhan - izlesene.com proje lideri- tabii bir hışımla "noluyo ya!!" diye heyecan yaptı, hepimiz masada öylece kaldık ağzımız açık.
izlesene.com, vidivodo.com ve imeem.com kapatıldı. Sayfada öylece mahkeme kararı ile kapatılmıştır yazıyor, ne altında ne de üstünde, kim kapamış, hangi mahkeme kararı ile kapatılmış gibi bilgiler olmadan. Beyaz üstüne kırmızı yazı... ... ...
Türkiye'de tasarlanmış/yazılmış global projemiz olmadığından yakınan bazı bürokratik tipler herhalde bu lokal komedyayı görmüyorlar ya da görmezden geliyorlar.

Yazının başlığı bu nedenle "Desperate Websites.." Türkiye' deki basiretsiz sisteme güzel işler çıkaran kişiler/kuruluşlar cezalandırılıyor. Ne yaparsan yap, ne kadar güzel yaparsan yap birileri rahatsız olacak, birileri silecek, birileri yakacak, birileri kapatacak. Bazı beyinler alıyorlar bi kağıt bi kalem, bakıyorlar bi tane bilgisayardan dünyaya, kendilerini rahatsız eden herşeyi silecekler ya, ağızları sulana sulana "işlerini yapıyorlar"!!!.

17:49 - Perşembe, Eylül 11, 2008 - yorum {2} - yorum yaz


Yazıklar olsun...



Türkiye Cumhuriyeti' nin değişmez değerlerini benimsemek, muhafaza etmek terör eylemi olarak sayılıyor artık.
Ortada bir örgütlenme varsa bile, bazılarının yaptığı örgütlenmenin belli ki %1'i bile değil.
Türk halkını içten yavaş yavaş bölüyorsunuz... Yetmez size tabii. Tam da Avrupa'nın yıllar önce yapmak istediğini gümüş tepsi içinde sununuz onlara.. Ne mutlu size. ... Şimdi verin Güneydoğu'yu, kürt devleti kursunlar. Verin Ege'yi, Akdeniz'i...

Yeni Sevr yolda.. Cumhuriyetçiler, vatanseverler bir bir toplanıyor...

Buyrun Sevr maddeleri.. Hafızaları tazelemek için okuyun.. Okutun..

Antlaşma Hükümleri

  1. Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya'nın büyük bölümü Yunanistan'a, Ceyhan-Antep-Urfa-Mardin-Cizre kent merkezleri Suriye'ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak;
  2. Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlarda deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecek;
  3. Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek;
  4. İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı devleti egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan'a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan'a katılması için plebisit (referendum) yapılacak;
  5. Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı Ermenistan Cumhuriyetini tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (Başkan Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a verdi.)
  6. Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;
  7. Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrımüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
  8. Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı'nın askeri kuvveti, 15.000'i jandarma olmak üzere 50.000 personelle sınırlı olacak, Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesinde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;
  9. Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;
  10. Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı'nın mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;
  11. Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;
  12. Ticaret ve Özel Hukuk (269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek; eski eserler kanunu çıkarılacak vb.

Antlaşma bir yanda Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Portekiz, Romanya, Ermenistan, Polonya, Sırp-Hırvat Cumhuriyeti ve Çekoslovakya ile, diğer yanda Osmanli Devleti arasında imzalandı. ABD ve Rusya imza atmadılar.

____________________________________________________________________

Yazıklar olsun.......

13:00 - Perşembe, Temmuz 3, 2008 - yorum {1} - yorum yaz


Milli Tahrifat..

İşte Arçelik firmasının anneler günü reklamı. Gayet modern, çeşitli yaşlardan 10 Türk kadını. Görünce garibinize gitmiyor değil mi? Ama birilerinin gidiyor maalesef. Aşağıdaki fotoğraf milli gazetede yayınlanmış olan Arçelik reklamı.


Kollar bacaklar kapatılmış. E madem beğenmedin bu reklamı yayınlama kardeşim!! Yani almayıver parasını. Arçelik'e de teessüflerimi iletiyorum!!
Ayrıca sanane benim eteğimden bluzumdan deyip, bu adamları eşek sudan gelinceye kadar dövmek istiyorum. Oradaki 10 kadının namusu size kalmadı. Türkiye'de ki hiçbir kadının namusu, sizin gibi etten derhal tahrik olanlara kalmadığı gibi. Gidin beyninizi sabunlayın.

11:42 - Pazartesi, Mayıs 12, 2008 - yorum {2} - yorum yaz


Yobazlık cahiliye dizboyu..

Hürriyet'te bir röportaj okudum. Buradan siz de okuyabilirsiniz.

Bu röportajın ne fotoğraflarını yayınlayacağım, ne de tamamını.. Zira bloguma yakışmaz. ama Hürriyet yakıştırmış kendine ya, neyse.

Röportajın kiminle yapıldığını bile yazmayacağım. Çünkü onun ismini aradıklarında arama sonuçlarında çıkmak istemiyorum, onu arayan kitlenin beni bulmasını istemiyorum. Lüzumu yok.

Bu röportaj, Türkiye' nin daha da kararması için paha biçilmez bir dökümandır.
Okuyun...


-"Peki... Eşiniz Recep Bey’le ne zaman tanıştınız, aşık oldunuz mu?"

-Evet aşık olduk. ... benim bir konferansa gittiğim gün, beyim şirkete iş görüşmesine gelmiş ve kadın çalışan olmadığını görünce işi kabul etmiş. Sonra karşılaştık. Fakat benimle yüzüme bakmadan konuşuyordu. Bir gün sinir oldu ve "Ya kardeşim niye yüzüme bakmıyorsunuz, yiyecek miyim sizi?" dedim. Ondan sonra kafasını kaldırdı, bir gözüyle bana baktı ve "Allah diyor ki harama bakma. Siz diyorsunuz ki bakın. Sizce sizi mi dinleyeyim, Allah’ı mı dinleyeyim?" dedi. Bu sözü beni etkiledi."


**Kendisine edilen haram lafını iltifat kabul etmiş...


-"Recep Bey’le flört ettiniz mi?"

- Nasıl gezip dolaşacağız? Ben adamın gözünün rengini imam nikahından sonra gördüm.

**1700 lü yıllardan bahsedilmiyor burada..


-"O zaman siz dört kadına karşısınız?"

- Bir kadın evlenirken "Sen benim üstüme evlenemezsin" diye şart koşarsa, ikinci evlilik yasaktır. Bitti... Herkes bunu yapsın. Şimdi ben burada bir şey daha söylemek istiyorum, bugün laiklikte bir erkeğin 10 kadını var? Bu niye konu olmuyor? Bu daha beter. Bugün diyelim ki dengesiz adamın biri dört kadın aldı. Dördünün de masrafını görmek, çocuklarını sahiplenmek zorunda.

**10 kadın mı???!!!


- "Şu an evli mi? (Kızı için soruluyor)"

- Evet, severek evlendi. Bir gün kızımla oturuyoruz, yanımdan kalkıp giderken bir mektup düşürdü. 11 yaşındaydı ve ister istemez okudum. Baktım ki mektup dayımın oğlu İrfan’dan gelmiş. Mektupta "Ben seni mutlaka alacağım, annem duyarsa bizi öldürür" diyor. Çocuğu da çok severim. Hemen onun yanına gittim ve kızımı sevip sevmediğini sordum. O da sevdiğini söyledi. Yalnız İrfan sosyalizm kitapları okuyordu. Ona "Kızımı alacaksan benim seni yetiştirmem gerek, kabul mü?" dedim. Kabul etti.

-Sosyalizmi de öğrensin ama dinini de öğrensin. Benim kızımı alacaksa, dinsiz olamaz.

**Ha, 11 yaşındaki bir kız çocuğunun akrabasıyla evlendirilmesi konusu uygun ama, dinsiz olmasın..

- "Ya oğlunuz?"

- O da evli. O da teyzemin kızıyla severek, isteyerek evlendi.

** Gene akraba evliliği...


- "Modayı takip ediyor musunuz?"

- Modayı asla takip etmem. Kendime yakışanı moda yaparım. Kendi modellerimi, kendim çıkarırım.

** Bugün ne renk çarşaf giysem acaba?


- "Sizlerde kadın, erkeğine sevişmeyi teklif edebilir mi, özel hayatlarında bu rahatlığı var mıdır, yoksa yasak mıdır?"

- İslam’ın bu konuda çok güzel bir tanımı vardır. İslam yatak odasını karı-kocaya bırakmıştır. Allah araya perde çeker, kendi bile görmez. Kadın istekli olduğu zaman tabii ki erkeğine teklif edebilir. Bunun hiçbir sakıncası yok. Ama hurafe kitabında kadına bunu da yasak gösterirler.

**Ne ??!! Araya perde çekmek mi? Böyle saçma şey olur mu??


İnsanın yazarken bile sinirleri hopluyor, buradan okuyun lütfen.

17:09 - Pazartesi, Mart 24, 2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Grev!! Bitti.


Grev bitmiş, eh nihayet!
Kusura bakmayın ama, grevden önce çok mu iyi çalışıyordunuz. Grevden önce de beterdiniz, grev yaparken de. Çalışan beyinler ve çalışan bedenler istiyoruz çok mu? Ben evimde, internet için başka bağlantı alternatifleri kullanıyorum artık. Para veriyorum evet, neden, çünkü Türk Telekom grev yapsa da yapmasa da iyi bir hizmet sağlayamıyor. Paramızı almayı iyi biliyorsunuz!!
Artık grevden sonra kurum olarak kendinize çeki düzen vermenizi dilerim.

12:25 - Perşembe, Kasım 29, 2007 - yorum {yok} - yorum yaz


2000 puana Cennete gitme oyunu..

Monopoly.. Güzel oyundur. Topluca vakit geçirmek için en güzel oyun. Amaaa bizim birkaç uyanık, bunu çocuk oyunu haline getirmiş. Adı ne bilmiyorum. Zaten bilmesem de olur.

Ama mantık felaket... 2000 puan topla Cennete git. Hemen şimdi şurada iki rekat namaz kıl. Hemen bunu yap, şunu yap.. Çocuklara puan alarak cennete gidecekleri fikri ne kadar yanlış..

Din böyle mi öğretilir? Sevaplar, tutulan oruçlar, kılınan namazlar bonus mudur? İyi insan olmak bunlarla mı ölçülür. Bunları yapmayan, yapamayan insanlar cehennemlik midir?

Puanla cennete gitmek, ortaçağ din adamlarının sattığı anahtarlarla bir değil midir?

Kaybeden, 2000 puan alamayan çocuklar cehenneme mi gidecek?

Çocukların aklına neden böyle şeyler sokuyorsunuz? Çok küçükken neden kurban kestiğimizi sorduğumda "Eğer koyun kesmezsek, ailenin erkek evladını kesmek zorunda kalırdık." cevabını aldığım zaman erkek kardeşimi o vaziyette düşünmüştüm. Halimi anlayın artık.

Yapmayın böyle şeyler. Ya da yapana yardımcı olmayın Almayın böyle oyunları. Çocukların, top koştuması, ip atlaması gerek. Sokaklarda ağzı yüzü pislenene kadar oynaması gerek. Sosyal olması gerek. Kendi sapkın fikirlerinizi paraya çevirmek için çocukları kullanmayın.

17:18 - Çarşamba, Eylül 26, 2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Kınıyorum!!

Emin Çölaşan'ın işten çıkartılmasını kınıyorum.. İşte RAHATSIZLIK VEREN son yazısı.
Haber buradan.. Yakında oradan da kaldırırlar diye buraya kopyalıyorum.



Vay vay vay!..


ELİMDE İstanbul’da haftalık yayınlanan bir İslamcı dergi var. Seçim sonrasındaki iki ayrı kapağını burada görüyorsunuz. İlkinde Anıtkabir’e kilit vurulmuş ve altı ok, Atatürk’ün mezarından ceset halinde çıkarılıyor.

Bir sonraki kapakta ise altı ok şöyle tanımlanıyor: (Aslında Cumhuriyet rejimine küfrediliyor!)

"Dinsizlik, Halk Düşmanlığı, Fahişelik-İbnelik, Ayyaşlık-Hırsızlık, Batıcılık-Hayvanlık, Vatan Hainliği."

* * *
/_newsimages/3889869.jpg
Derginin Anıtkabir kapaklı sayısında, 19. sayfada bir haber. Bunları sizlerden özür dileyerek aynen veriyorum ki, herkes pisliğin boyutunu görsün. Haberin başlığı: "Dayılanan pezevenge kurşun yağdı."

"Kayseri’de seks dükkanı açarak Müslüman halkımıza meydan okuyan pezevengin kerhanesi kurşunlandı. Kayserili Müslümanlar bu orospu çocuğunun açtığı seks dükkanına giderek ’Ananın porno filmi var mı, eğer gelirse biz satın alacağız. Ananın donunu da dükkanın girişine as’ dediler.

Şimdi biz laiklerden öğrendiğimiz yöntemlerle para kazamayı öğrenen bu orospu çocuğunun anasının filminin vizyona giriş haberini bekliyoruz.

Müslüman Kayseri halkı bizi yanıltmadı ve pezevengin işyeri kurşunlandı. Onları tebrik ediyoruz.

Gün geçmiyor ki Laik Cumhuriyet’in Allahsız /_newsimages/3889870.jpgve ahlaksız rejiminin pislikleri görülmesin. Cumhuriyet kazanımları!

’İlke ve inkılapların’ oluşturduğu bu manzara karşısında biz intikam yemini ettik.

Tek tek ve topyekun, hesabını bu dünyada görmek üzere Allah’tan memuriyet diliyoruz."

Bu yayınlar (hem de "Müslümanlık" adına) İstanbul’da Valiliğin, Savcılığın, Emniyet ve öteki ilgili makamların gözleri önünde yapılıyor.

Devlet var mı? Var, var!



14 Ağustos 2007
Emin Çölaşan..
 




17:35 - Perşembe, August 16, 2007 - yorum {1} - yorum yaz


BRAVO!!!


Demek ki her gün gelen şehit haberlerine, eğitimsiz kadrolaşmadan dolayı denetlenmeyen çocuk tecavüzleri haberlerine, memleketi parsel parsel satmalarına vicdanınız elverdi..
Ne diyeyim bravo hepinize!!!!
Şak şak şak

11:31 - Pazartesi, Temmuz 23, 2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Allah akır fikir ihsan eylesin!!!




Fotoğraf sahibine buradan ulaşabilirsiniz.



Ne komik bir milletiz değil mi? Her gün bir olay.. Ama işin altında başka şeyler de var.. Şimdi ya bu adamda birşey var, ya da buna oy vereceklerle dalga geçiyor, alay ediyor. Ancak, buna oy verecek vatandaş bu sözlere kanıyorsa, dalga geçilmeyi, alay edilmeyi hak ediyor demektir.
Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?

Hani her yerde deniyor ya "halkı kandırmayınız" diye.. Yanlış o!! Bizim halkımız çoktan hazır kanmaya.. Biraz beyin çalıştıracaksınız ya, biraz...

15:45 - Salı, Temmuz 3, 2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Murat SÜYÜR'den "Karanlık"



Bu çalışmayı hep görüyordum. Elbette ki çok beğeniyordum, içinde bulunduğumuz durumu öyle güzel anlatıyor ki..
Meğer bu çalışmayı Murat Süyür adlı "deha" bir kişi yapmış.. Murat Süyür'ü FotoKritik'ten bilirim. Belki de "deha" lafı onun için az kalabilir.
Kendisini alkışlamaktan başka yapabilecek birşeyim yok..

Bu çalışmayı ve daha fazlasını FotoKritik'te ya da DeviantArt 'da izleyebilirsiniz.

15:50 - Perşembe, Hazirane 28, 2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Sonraki Sayfa
Hakkımda
"Ars Longa Vita Brevis"
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog of Cahit
MocoLoco
DanishCrafts
Serkan Tavşanoğlu Yazıyor...
Kategoriler
Son Yazılar
- deneme
- merhaba
- ben artık yoğumm.. :)
- LOEWE: sound
- Organic Armor
- Banyodan çıkamıyorum...
- 100 Terkedilmiş Ev
- "Rorschach test" esinlenmeleri...
- Ofiste yaşanan kek krizine çözüm..
- "Bokeh"e taktım.. <3